

Kavruk bir gecenin en çiğ
haline düştü gözlerim. ömrümün yarısını heba etmiş sende yüreğim. Şimdi barut
kokan sevdalar yaşanır sözlerim önünde ve ölüm toplar gözlerim, ölüm akıtır
sonra. Gamzelerine düşer sözlerim, burada ölmek öylesine rahat ki! Dudaklarına
tuz oluyorum, gözlerine yaş, böyle kaç mevsim geçer bilmiyorum, gamzelerine
doğru ölmeye geliyorum.
Yüzünü astığın kederi de kurşunlar vuruyor. Kederlenmek bile yasak bize. Yiğitlerin bitmediği, sıra sıra kurşuna dizildiği diyardan yazıyorum sana bu satırları. ölüm üstü düşler var burada ve kan kusulası sevdalar. Yine yazıyorum üzerimden uçan bombalara, yüreğinden vurulan analara inat, yazıyorum bu satırları sana!
Kaç kurşun suskunluğunu
bozmaya yeter acaba? Biraz seni anlatıyor bu savaş, biraz da beni. Ortak yanı
suskunluğumuz belki de? Sende susuyorsun ben de? ömrümüzü açlık yiyor yavaş
yavaş. Ne tarafa baksam kırmızı, kana boyanmış sokaklar. Kişiliklerimizin
kimyası mı bozuldu ne, vefa boylu boyunca uzanmış yatıyor şu köşe de, kan revan
içinde, onu da vurmuşlar demek, mitralyözleri vicdanlarına ağır gelen amcalar!
Bu insanlık kirliliği nereye kadar gider, temiz insan kalmayana kadar mı acaba?
Bu kirliliğin rengini açacak bir ürün satmıyor mu İsrail amca!
Şimdi sözleri yutup, kurşunlarımızı konuşturma vakti. Dua dua yağmalı tüm Filistin sokaklarına sözlerimiz, belki ebabillerin yardımını hak edecek temizlikte değil gönüllerimiz ama ayrı dillerde aynı duaları ederiz.
Cennetten kovulmuş sözler
var ellerimde, sana yazdıklarım sadece onlardan birinin özeti. Kovulmuşluğun
verdiği acıyı kelimelerden çıkarıyor kalem. Yazarken acıtıyor, okurken ne
hissettirecek kim bilir.
Ah Musa, kavmine söz
geçiremiyor tüm dünya! Cumartesi yasaklarını deliyorlar kurşunla. İffetli olan
bu şehrin örtüsünü kimler kaldırdı, kimler nifak tohumları saçtı. İnsanlığınızı
yitirene kadar susun mu dediler size? Söyle İsrail söyle, zulmün kitabını daha
kaç cilt yazacaksın böyle!
Kurşunlarla baştan çıkardın Filistin çocuklarını, ellerinde yumruk kadar taşlar, kendilerini ebabil sanıyorlar. Sapanlarıyla bile olsa, teknoloji harikası silahlarını vuracak güçte onlar. Dilimize sürülen kelam yeter diyorlar. ölümlük düşler satıyorlar karınlarını doyurmak adına. İnsan düşlerini satar mı acaba? Burası Filistin, düşler en çok burada satılıyor usta! ölmemek adına her düşümü bir kurşuna karşılık veriyorum amca. Biliyorum ki düşlerim bittiğinde öleceğim ben aslında!
üstümü ört Filistin
yıldızlar yağıyor yine gözlerime, hiç bu kadar susamamıştım gündüzlerine!
Melekler uçuşuyor şimdi sokaklarında, sen görmesen de başını okşuyorlar yetim
kalmış çocukların, evlatsız kalmış anaların, zulme uğramış babaların… Savaş
diyorlardı zulme, tarih kitaplarında neden sonuç ilişkisine bakılmaksızın, bir
sınav sorusu olacak belki de! Sadece tarihlerinin cevap olduğu, nedenin
niyesinin hiç sorulmadığı… Tarihlerden ibaret bir sınav sorusu kalacak güncemde
Gazze! ölen çocukların hiçbirinin ismi hatırlanmayacak belki de, ama inadına
diri kalacak içimde Gazze!
Kâğıt üzerine söylenen sözlerle yavaş yavaş öldürdüler seni Gazze! üzerinden bir kez daha geçmeye cesaretim yok benim!
Ne kadar kaçırsam da
cümleleri sınırdan, kalem sana değiyor, Filistin, kelam senden yana bugün. Bir
gazze diyor, bir sen. Bir ben diyor, bir Filistin. Nereye gidecek bu böyle?
Sanki kıyamet koptu orda.
Bu bir insanlık dramı olamaz yoksa, hangi insan bu denli bir zulme imza
atabilir? Kafasını tavan arasında bırakmış hangi zihniyet, böyle bir vahşeti
yazabilir? Söyle Filistin, söyle kim?
Sokaklarından geçerken
eteklerimi topluyorum kan bulaşmasın diye. Burnumu tıkıyorum ölmüş insanlığın
kokuşmuşluğunu duymamak için. Ve Hanzala’ya yalvarıyorum yüzünü dönmesi için!
Dünyaya küsmüşlüğünün acısını çıplak ayaklarından çıkarıyor. Ayakların kanıyor
Hanzala diyorum, aldırmıyor. Hâlbuki yüzünü dönse, yüzüne bakacak cesaretim yok
benim, utancımdan Filistin’in en derin kuyusuna düşerim!
Harap olmuş bir kentin kıyılarından yazıyorum sana, kimse güneşlenmiyor bu kıyılarda, zira ölüm var burada, kurşunlanmaya çıkıyor çocuklar ara sıra!
Postallar arası aşklarda
sürüyor. Rahimlere haram tohumlar düşmesi pahasına canını veriyor burada
kadınlar. Senin annen hiç yaşarken öldü mü gözlerinin önünde. üzerine bin bir
mesaj yazılmış şarapneller yanağını öpüp geçti mi hiç? Melekler okşuyor başımı
yine, kurşunlar saçlarımı kesmesin diye!
Filistin’in batı
kıyısında insanlığımızı mı unuttuk ne!
Gökler ağlama vaktine
durdu yine, Gazze hep gece, kurşunlu yağmurlar var düşlerinde! ömrünü kurşun
yiyor çocukların burada. Ve kimsesizlik tarih oluyor!
Her çocuk bir ebabil
burada, ağızlarında taşlar, yükseliyorlar karanlık göğe, Filistin benim
diyorlar, Gazze bizim, yağmurunuzu çekin göğümüzden. Düşlerimizi geri verin!
Düşler kuracaklardı
yarınlara izin vermediler, ağızlarındaki taşları bırakmadan o dakikada kurşun
yediler. Uçtukları hızla geri düştüler. Şimdi ölü kuşlar cenneti Gazze, toplu
mezarlar açıldı gönlümüzde.
ölü kuşlar cennetine hoş geldin Hanzala, burnunu tıka! Korkarım ölüm kokuyor burası!
Gülnaz Eliaçık – sayhadergi.com
Yoksa siz,Allah,içinizden cihad edenleri belirtip-ayırtetmeden ve sabredenleri de belirtip-ayırtetmeden cennete gireceğinizi mi sandınız ?
Ali İmran - 142
